
Oradadır, gözümüzün önünde, uzansak dokunacak kadar yakınımızdadır yeni bir şeyler üretme, türetme, çözüm geliştirme imkanı, ancak adeta göremez oluruz.
Bilimsel bir ifade değil ‘tıkanmışlık sendromu’ dediğimiz, sadece biliyoruz ve bir süredir üzerimizde hissediyoruz diye böyle dillendirdik. Biraz da ‘tükenmişlik sendromu’ nu çağrıştırsın istedik, döngü kırılmadığında belki bir sonraki aşaması tükenmişliktir.
Basit düşünememekten, basit yaşayamamaktan, karmaşık yaklaşımlardan, fazlaca şey öğrenmiş olmaktan, yakın döneme ait deneyimlerin geniş görüş alanına perde oluşturmasından ve daha iddialı söylemimizle şöyle diyebiliriz; çok çalışmaktan oluyor. Az yumuşatalım söylemi, bilindik ve operasyonel işlerin çok zaman alması ve hatta artan yükte devam etmesi insanın yaratıcılık yönünü zedeliyor. Performans verimliliği düşürüyor adeta. Çünkü sorunlara çözüm üretemez hale getiriyor. Sadece benim iddiam değil, Bertrand Russell “Aylaklığa Övgü” kitabında tam olarak bunları dile getirmese de, buluşların önemli kısmını operasyonel işlerden sıyrılıp bir kenarda takılırken sarfettiğimiz zamana borçlu olduğumuza, atıfta bulunuyor. Yine benzer iddialar Daniel Pink tarafından dile getiriliyor. DRIVE adlı kitabında paylaştığı örneklerde şirketlerin uyguladıkları çalışma tarzları ve motivasyon yöntemleri hakkında bilimsel araştırmaların tam tersi yönde sonuçları olduğunu belirtiyor, yaratıcılığı öldürmek üzerine sistematik çalıştığımızı göstermekte.
Elbette bu tıkanmışlık durumunda kendi yolumuzu kendimiz açmamız gerekecektir. Belki biraz farklı bir ortam, farklı bir çevre, farklı bir etkinlik içerisine girerek. Belki biraz risk alarak, kendimizi kışkırtarak, mücadelelere atılarak. Belki korktuğumuz çekindiğimiz bazı şeylerle yüzleşerek, yaşamaktan çekindiğimiz yada çok arzuladığımız şeylerin üstüne giderek. Ama döngüyü kırmak gerekiyor, yoksa ilerisi tükenmişlik sendromu. Eğer döngüyü kırmaya istek, hakkını vermeye niyet ve yüzleşmeye cesaret var ise, o zaman tıkanmışlık sendromu bir kuluçka dönemi gibi işe yarayabilir de herhalde. Fırtına öncesi sessizliği yada doğum sancıları olarak atlatılabilir belki.
Ben kendim adına bu döngüyü kırmak için, az önce belkilerle listelediklerimden başladım, değişiklik, risk, yüzleşme, cesaret vesaire. Şimdi şimşek, şimdi fırtına zamanı…


Guncel Yorumlar