Bir bilmeyene sormak!

Bilgi Teknolojileri, Eğitim, YÜKSEK Motivasyon 1 Yorum »

Bir animasyonu inceliyordu uzman ekip. Herkes bu animasyonun nasıl geliştirilmiş olabileceği konusunda çok teknik ve sofistik değerlendirmeler yapıyordu. Çünkü kendilerinden benzerinin yapılması isteniyordu. Ama aslına bakılırsa hepsinin gözünde iş o kadar zor ve büyük görünüyordu ki.

O esnada odaya bu konuları sadece kullanıcı boyutunda bilen birisi geldi ve aynı örneği o da inceledi. Diğerleri kadar teknik ve kavramlara hakim değerlendirememişti. Güzel olmakla birlikte basit buldu çalışmayı. “Müzik dinlemek için kullandığımız programın eklentilerinde buna benzer animasyonlar var, oradan rahatlıkla alınabilir” gibi bir yaklaşım gösterdi. Ve sorun çözülmüştü.

Doğru yaklaşımı işi bilenler değil bilmeyen kişi gösterebilmişti. Çünkü uzmanlar ellerindeki araçlar ve onların kabiliyetleri ve hatta o kabiliyetlerden kendilerinin hakim olabildikleri ile sınırlayarak düşünmekteydiler. İşi bilmeyen kişi ise herhangi bir araç bilmiyordu, o araçların neler yapabilecekleri ve neler yapamayacakları konusunda da pek bir fikri yoktu. Ama bu bilgisizliği sayesinde farklı bakış sergileyebilmişti ve uzmanların aradıkları sonuca ulaşmalarına yardımcı olmuştu. Elbette sonuca ulaştıran yine işi bilenler oldu ama bir bilmeyene sormak onları içine düştükleri girdaptan çıkarmıştı.

Bir çoğumuzun başına gelmiştir bildiklerimizin yapabilmemizin önünde bariyer oluşturduğu. Ve bunun çok zaman farkına varamayabiliriz de. Bildiklerimiz yüzünden, nelerin mümkün, nelerin mümkün değil olduğu konusunda kalıplar içerisine girmekteyiz çok zaman. Ve aslında çok yakınımızda olan çözümlere ulaşamadan kendi çıkmazımızda kaybolup dolanırız. İşte bu durumlarda, bir bilmeyene sormanın yararı olabilir.

Bookmark and Share
Toplam Okunma: 144 | Bugunku Okunma: 18 | En Son Okunma: 16.03.2010-16:05

Başkalarının hatalarından dert almak!

Liderlik Yöneticilik, Satış ve Pazarlama - MLM, YÜKSEK Motivasyon 1 Yorum »

Bir yazım hatası değil, bir yaklaşım hatasıdır “başkalarının hatalarından dert almak”.

Gözlem için bir kafese 5 maymun koyarlar ve tırmanabilecekleri şekilde tavana muz asarlar. Doğal eğitim olarak maymunlar muza ulaşmaya çalışır. Ancak ulaşmalarına engel olacak şekilde şiddetli su saldırısına uğrarlar. Ne zaman yeltenseler aynı müdahale yine gelir. Hatta herhangi birisi ulaşmak istese ayırt edilmeksizin hepsine su ile müdahale edilir. Bu öyle acı verici bir müdahaledir ve defalarca tekrar etmiştir ki zaman içinde maymunlar muza erişmeye çalışmaktan vazgeçerler. Herhangi birisi durumu unutup muza erişmeye çalışırsa diğerleri ona engel olurlar. Ve maymunlar öğrenmiştir ki muzlara erişmek mümkün değildir.

Sonra kafesten bir maymun alınır, yerine durumu bilmeyen yeni bir maymun konulur. Bu maymun hemen muzlara erişmeye çalışır, ancak diğer maymunlar onu engeller. Şaşırmıştır. Anlam veremez. Ama her yeltenişinde kendisini öfke ile engelleyen diğer maymunları görünce o da anlar ki o muzlar erişilmek bu kafeste mümkün değildir. İlginç olan ise artık su ile müdahale etmeye gerek bile kalmamıştır.

Kafesten yine bir maymun alınır ve yerine durumu bilmeyen yeni bir maymun konulur. Bu maymun muza erişmek istediğinde su ile müdahale edilmesi durumunu bilen maymunlar ona engel olduğu gibi aslında olayı yaşamamış olan bir önceki yeni maymunda ona engel olur. Öğrendiği tek şey muzlara erişilmemesi gerektiği değil, erişmeye çalışan olursa ona engel olunması da gerektiğidir.

Kafesten teker, teker olayı yaşamış olan maymunlar alınarak yerine yeni maymunlar konmaktadır. Ve bir süre sonra kafeste su ile engellenme olayını bilen hiçbir maymun kalmamasına rağmen, her yeni gelen maymuna eskiler engel olur ve öğrenmesi gerekeni öğretirler :)

Başkalarının hatalarından dert almak işte aynen böyle olur. Başkalarının hatalarından ders alacağım diye başınıza dert almayın. Bazı konularda kendi hatalarınızı yapabilme fırsatını yaşayın. Herkesin kendine has dinamikleri olabiliyor, bir başkasının alacağı sonuç ile sizinki çok farklı olabilir aynı durum karşısında. Bu nedenle varsaydıklarımızın ne kadarının gerçekte var olduğunu sık, sık yoklamakta yarar var. Hatta bazen bir bilmeyene sormakta bile yarar var, bilmek yapabilmenin önünde engel olmaya başladığında.

Bookmark and Share
Toplam Okunma: 161 | Bugunku Okunma: 25 | En Son Okunma: 16.03.2010-16:05

Kötü Sunum hakkında güzel bir sunum

Sunum Teknikleri Yorum yok »

Don McMillan etkileyici anlatımıyla bazı müşterek sunum hatalarına dikkat çekiyor


Hatırlamak gerekirse;
Kötü Sunum Yapmanın Yöntemleri

Sunumunuz Sönümünüz olsun isterseniz…

Etkili Sunum için Heyecan gerek

Etkili Sunum için heyecana destek

Etkili Sunum için yöntemler

Küresel Mali Kriz böyle anlatılır

Keyif veren sunum

Bookmark and Share
Toplam Okunma: 170 | Bugunku Okunma: 22 | En Son Okunma: 16.03.2010-16:05

Bıçak kemiğe dayanmasın

Eğitim, Liderlik Yöneticilik, YÜKSEK Motivasyon, İŞ'te Hayat Yorum yok »

Bıçak kemiğe dayanınca zaten harekete geçiliyor bir şeyler yapılması gereken konularda. Hatta normalde alınmayacak kararlar, atılamayacak adımlar atılıyor. Öyle ya bıçak kemiğe dayanmış! Ama daha mühim olan durum var ki o da bıçak kemiğe dayanmadan gerekenlerin yapılması.

Aslında sabrın sonuna ulaşılması anlamı ağır basıyor olsa da ‘bıçak kemiğe dayandı’ tabirinde, artık kayıtsız kalınamayacak duruma gelmiş, acil ve önemli bir durum olduğunu ifade etmek için de kullanırız. Ve çokta alışık olduğumuz bir yaklaşımdır ki çok zaman bıçak kemiğe dayanmadan gerekeni yapmayız

Kendisi çok uluslu ortamlarda yoğun çalışmış olan bir büyüğümden, başka milletlerin çoğunda benzer bir deyimin olmadığını duymuştum. Yani işleri son anda yapmak, son zamana kadar ertelemek, sorunlar artık onlarla yaşanamaz hal alana kadar çözümü ertelemek bir anlamda kültürel bir yaklaşım olabilir demişti. Kendisine hak vermemek elde değil. Yalnızca bizim toplumumuza has olmamakla birlikte bu tür yaklaşımın toplumsal olduğunu ve içinde bulunulan ortam etkisiyle kişilere aksettiğini düşünmekteyim. Deyimler de bu kültürleşmiş yaklaşımın hem tohumu hem meyvesi. Kelimeler, ifadeler insanların düşünme şeklini, davranış şeklini etkiliyor elbette.

Yalnız burada asıl önemli tespiti şudur ki ‘bıçak kemiğe dayanmak’ tabiri aslında bıçağın kemikten önce eti kestiğini, deriyi kestiğini apaçık anlatıyor olmakla birlikte, her ne hikmetse kemiğe dayanması bizi ancak harekete geçiriyor. :)   Öyle ya, iğne batsa reaksiyon veren insanın, kemiğe dayanana kadar sessiz ve kayıtsız kalması ve bunu da deyim haline getirmesi ne kadar ilginçtir.

Bu durum, hemen hepimizin düştüğü bir yanılgıdır. O nedenle bıçak kemiğe dayanmadan harekete geçmektir doğrusu. Kemikten öncesi de önemli. Kemiğe dayandıktan sonraki müdahale çok zaman yararsız olabileceği gibi, yararı olacaksa da daha erken davranılmasına oranla çok daha külfetli olabilir.

Yakında(çok yakın değil) sınavı olan öğrenci arkadaşlara hemen hatırlatmak lazım ki, bıçak henüz kemiğe dayanmadıysa bu fırsatı değerlendirmek lazım. Sonrasında hem durum acılı olur hem durumu düzeltmek için yapılması gereken. Son zamana geldikten sonra ders çalışmamakta acı verebilir, çalışmakta normalden fazla olması gerektiği için zorlayıcı olabilir. Hatta daha da sonlara gelindiyse yapılması gerekeni yapabilmek için dikkatimizi ve sükûnetimizi koruyamayabiliriz.

Benzer şekilde İş yapış şeklinde düzenlemeler yapması gereken işletmelere hatırlatmak lazım ki, iş yapmaya o kadar odaklanıp, düzenleme yapma konusunda bıçağın kemiğe dayanmasını beklemek, normalde basit pansumanlarla çözülebilecek sorunları çok büyük ameliyatlarla ancak çözülebilir duruma sürüklemek olabilir. Geç mühahale daha maliyetli, daha meşakkatli olabilir.

Örnekler çoğaltılabilir. Bıçak kemiğe dayanmasın, ilk fırsatta gerekeni yapın, hatta bıçak size hiç dokunmasın daha sorunları gerçekleşmeden görüp önleyebiliyor olun dilerim…

Bookmark and Share
Toplam Okunma: 1725 | Bugunku Okunma: 29 | En Son Okunma: 16.03.2010-16:05



Sayfa 1 / 111234567891011»
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Giriş