Boş durmamak her zaman hoş durmayabilir

Eğitim, Kariyer, Liderlik Yöneticilik, YÜKSEK Motivasyon, insan kaynakları, İŞ'te Hayat 1 Yorum »

boş durmamak için boş işlerle uğraşmak, boş durmasınlar diye boş işlerle uğraştırmak, boş durmak, koşturmak, konu bandı, işte zaman harcamak, işte zaman kaybetmekİnsanların boş durmasınlar diye boş işlerle uğraştırıldığı ortamlara rastladınız mı hiç?

Çok eskilerde(!) okullarda, orduda, işyerlerinde insanlar o kadar çok olduğu için ne onları eğitmeye, doğru şeylere yönlendirmeye nede kendi iradelerine bırakmaya gücü yetmezmiş kimsenin. O nedenle adeta “uğraştır ki uğraştırmasın” türünden bir anlayışla sırf, boş durmamaları için insanlar boş işlerle uğraştırılırlarmış.

Bazen iş hayatını buna benzettiğim olur. Yılların geçmesi için bekletilebilir insanlar. Rol tanımları, süreçler, yetenek seti, yetenek matrisi, kariyer haritaları olmadığı durumlarda insanlar bir koşu bandında gibi oluyorlar iş dünyasında. Koşuyorsunuz, koşuyorsunuz ancak ulaştığınız çok belirgin bir yer yok. Zaten küçük planların hepsini kapsayacak evrensel bir planı olmadığı zaman organizasyonların, içerisindeki paydaşların da koşturmanın sonucunda bireysel ve örgütsel olarak nerelere varılabileceği konusunda belirgin kilometre taşları olmuyor.

Banttan inmek yararlı olabilir mi bu durumlarda. Düşüncem o ki çok yararı olur. Zihnin biraz durulacağı  ve o boşluğun insana yeni ilhamlar yeni heyecanlar yeni motivasyonlar getireceği kanaatindeyim…

Toplam Okunma: 950 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-11:53

Gidiş yolunu gitmesini bilene, Sonuç hediye…

Eğitim, Kariyer, YÜKSEK Motivasyon, İŞ'te Hayat 3 Yorum »

gidiş yoluna puan vermek, gidiş yolu, gidiş yoluna puan var mı hocam, sonuca giden yolÖyle bir yer var ki gidiş yoluna puan var, hatta gidiş yolunu anlayabilene, gidebilen herkese sonuç hediye…

Daha fazlasını söyleyeyim, hatalarımıza bile puan veriyorlar!

Nerede mi? Hayatta tabi ki, hayatın tam kendisinde…

Hayatınızı yaşayınız; onu evirip çevirmeyi, şekillendirmeyi, süslemeyi, misafir gelir diye, görücüye çıkar diye toparlayıp gösterişe getirmeyi bırakın, gidin-ya da gelin- hayatınızı yaşayın. Elbette kurallarınız olacaktır, bir miktar ölçüleriniz olacaktır ancak büyük kısmı içinizden geldiğince ve içine girebildiğiniz şekilde yaşanmalıdır.

Okuldaki gibi tek bir doğru, kati sonuçlar, puan verilebilir yada kırılabilir durumlar yoktur hayatta. Gidiş yolu önemlidir muhakkak hedef sonuca ulaşmak olduğu sürece ve sonuca da ulaşılabildiği sürece. Ama ulaşılamadığında da ulaşma gayreti ve doğru adımları atmış olmak her zaman öğretici geliştirici ve hizmet edicidir.

Okulda sonucu isterler. Hayatta ise sonucu herkes bilir önemli olan oraya ulaşabilecek adımları bilmektir ve uzun yolları aşılabilir doğru adımlara bölebilmek önemlidir. Hedef belirlemek ve hedefi ölçeklendirmek, ara kontrol noktaları ve ara ödüller koymak sonucu daha ulaşılabilir kılar. Yoksa sonuç yoktur.

Hedef yoksa başarı da yok, ödül yoksa başarı da yok. Ara hedefler, ara ödüller şarttır hayatta. Yoksa şu an olduğu gibi doğruyu bilen ama ona ulaşacak gücü, cesareti, heyecanı, güveni kendinde bulamayan yada yola çıkmayı bile anlamsız bulanlar çoğunluk olabilir.

Sigarayı bırakmak isteyip de bırakamayanlar, bırakmayanlar, kilo veremeyenler, ilişkilerini düzenleyemeyenler, işini kuramayanlar, arzuladığı hayatı yaşayamayanlar vesaire…

Bütün bunların bir nedeni de gidiş yoluna değil sadece sonuca odaklanmak ve sonuç ile şu an bulunduğunuz yer arasında bağ kuramamak, gidiş yolunu görememek ve gidiş yolunu önemsememek olabilir.

Okuldan farklı olarak, hata yapma korkusu içinde olmak yanlıştır hayatta. Ya da yüzde yüz doğru olmaya çalışmak ya da tam puan almaya çalışırken hiç bir hataya mahal vermemeye çalışmak anlamsız ve son derece körelticidir.

Bu konuda Uğur Özmen hocamın yazısına biraz ters bir çıkış yaparak kendisini de anlamsız tartışmaya çektim(hocam diyorum kendisinden blogu vasıtasıyla çok şeyler öğrenmişliğim vardır, ufkumu açmıştır çok zaman). Aslında ben de büyük oranda kendisine katılıyorum. Muhakkak hayat bahanelerle uğraşmaz sonuca bakar, iş dünyası da öyle. Dalgalarla ne kadar boğuştuğumuza değil, gemiyi limana ulaştırıp, ulaştıramadığımıza bakılır en nihayetinde.

Bununla birlikte benim tepkim okullardaki o, ‘gidiş yoluna puan vermemek için sonuca odaklanmak, tek bir sonuç oluşturmak hatta çok zaman gidilecek yol bile bırakmamak’ yaklaşımınadır. Hatta puan kırma anlayışı bile bana pek anlamlı gelmemektedir puan almanın anlamlı gelmediği gibi. Neden kırıyoruz ki. Biz yolu gösteremedik ise sonuca ulaşamayan mı suçlu? Hata yapmamak üzerine kurulu bir eğitim sistemi olabilir mi?

Yaptığı hatalar için puan kırmak yerine yapabildiği doğrular için puan verme eğiliminde olması gerekmez mi?

Bu tür bir eğitim sistemi insanları gerçek hayatta da hata yapmaktan korkan, denemeyen, denemediği için kazanamayan, sonucu bilen ama o sunuca ulaşamayan kişiler haline getiriyor diye düşünüyorum…

O nedenle diyorum ki “bu hayat sizin. Gidin hata yapın, gidiş yollarına odaklanın”. Gidiş yolları olan, hedefi gözünden kaçırmayan, o hedefe giden yolu erişilebilir adımlara bölen, takip edebilen ve esnek olan kişi, başarılı oluyor hayatta. Ve başarı belki de o gidebildiğimiz yollar ve giderken yaşadığımız tutku, kendine güven ve mutluluk

Toplam Okunma: 1065 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-11:53

Bir bilmeyene sormak!

Bilgi Teknolojileri, Eğitim, YÜKSEK Motivasyon 1 Yorum »

Bir animasyonu inceliyordu uzman ekip. Herkes bu animasyonun nasıl geliştirilmiş olabileceği konusunda çok teknik ve sofistik değerlendirmeler yapıyordu. Çünkü kendilerinden benzerinin yapılması isteniyordu. Ama aslına bakılırsa hepsinin gözünde iş o kadar zor ve büyük görünüyordu ki.

O esnada odaya bu konuları sadece kullanıcı boyutunda bilen birisi geldi ve aynı örneği o da inceledi. Diğerleri kadar teknik ve kavramlara hakim değerlendirememişti. Güzel olmakla birlikte basit buldu çalışmayı. “Müzik dinlemek için kullandığımız programın eklentilerinde buna benzer animasyonlar var, oradan rahatlıkla alınabilir” gibi bir yaklaşım gösterdi. Ve sorun çözülmüştü.

Doğru yaklaşımı işi bilenler değil bilmeyen kişi gösterebilmişti. Çünkü uzmanlar ellerindeki araçlar ve onların kabiliyetleri ve hatta o kabiliyetlerden kendilerinin hakim olabildikleri ile sınırlayarak düşünmekteydiler. İşi bilmeyen kişi ise herhangi bir araç bilmiyordu, o araçların neler yapabilecekleri ve neler yapamayacakları konusunda da pek bir fikri yoktu. Ama bu bilgisizliği sayesinde farklı bakış sergileyebilmişti ve uzmanların aradıkları sonuca ulaşmalarına yardımcı olmuştu. Elbette sonuca ulaştıran yine işi bilenler oldu ama bir bilmeyene sormak onları içine düştükleri girdaptan çıkarmıştı.

Bir çoğumuzun başına gelmiştir bildiklerimizin yapabilmemizin önünde bariyer oluşturduğu. Ve bunun çok zaman farkına varamayabiliriz de. Bildiklerimiz yüzünden, nelerin mümkün, nelerin mümkün değil olduğu konusunda kalıplar içerisine girmekteyiz çok zaman. Ve aslında çok yakınımızda olan çözümlere ulaşamadan kendi çıkmazımızda kaybolup dolanırız. İşte bu durumlarda, bir bilmeyene sormanın yararı olabilir.

Toplam Okunma: 2645 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-02:27

Bıçak kemiğe dayanmasın

Eğitim, Liderlik Yöneticilik, YÜKSEK Motivasyon, İŞ'te Hayat Yorum yok »

Bıçak kemiğe dayanınca zaten harekete geçiliyor bir şeyler yapılması gereken konularda. Hatta normalde alınmayacak kararlar, atılamayacak adımlar atılıyor. Öyle ya bıçak kemiğe dayanmış! Ama daha mühim olan durum var ki o da bıçak kemiğe dayanmadan gerekenlerin yapılması.

Aslında sabrın sonuna ulaşılması anlamı ağır basıyor olsa da ‘bıçak kemiğe dayandı’ tabirinde, artık kayıtsız kalınamayacak duruma gelmiş, acil ve önemli bir durum olduğunu ifade etmek için de kullanırız. Ve çokta alışık olduğumuz bir yaklaşımdır ki çok zaman bıçak kemiğe dayanmadan gerekeni yapmayız

Kendisi çok uluslu ortamlarda yoğun çalışmış olan bir büyüğümden, başka milletlerin çoğunda benzer bir deyimin olmadığını duymuştum. Yani işleri son anda yapmak, son zamana kadar ertelemek, sorunlar artık onlarla yaşanamaz hal alana kadar çözümü ertelemek bir anlamda kültürel bir yaklaşım olabilir demişti. Kendisine hak vermemek elde değil. Yalnızca bizim toplumumuza has olmamakla birlikte bu tür yaklaşımın toplumsal olduğunu ve içinde bulunulan ortam etkisiyle kişilere aksettiğini düşünmekteyim. Deyimler de bu kültürleşmiş yaklaşımın hem tohumu hem meyvesi. Kelimeler, ifadeler insanların düşünme şeklini, davranış şeklini etkiliyor elbette.

Yalnız burada asıl önemli tespiti şudur ki ‘bıçak kemiğe dayanmak’ tabiri aslında bıçağın kemikten önce eti kestiğini, deriyi kestiğini apaçık anlatıyor olmakla birlikte, her ne hikmetse kemiğe dayanması bizi ancak harekete geçiriyor. :)   Öyle ya, iğne batsa reaksiyon veren insanın, kemiğe dayanana kadar sessiz ve kayıtsız kalması ve bunu da deyim haline getirmesi ne kadar ilginçtir.

Bu durum, hemen hepimizin düştüğü bir yanılgıdır. O nedenle bıçak kemiğe dayanmadan harekete geçmektir doğrusu. Kemikten öncesi de önemli. Kemiğe dayandıktan sonraki müdahale çok zaman yararsız olabileceği gibi, yararı olacaksa da daha erken davranılmasına oranla çok daha külfetli olabilir.

Yakında(çok yakın değil) sınavı olan öğrenci arkadaşlara hemen hatırlatmak lazım ki, bıçak henüz kemiğe dayanmadıysa bu fırsatı değerlendirmek lazım. Sonrasında hem durum acılı olur hem durumu düzeltmek için yapılması gereken. Son zamana geldikten sonra ders çalışmamakta acı verebilir, çalışmakta normalden fazla olması gerektiği için zorlayıcı olabilir. Hatta daha da sonlara gelindiyse yapılması gerekeni yapabilmek için dikkatimizi ve sükûnetimizi koruyamayabiliriz.

Benzer şekilde İş yapış şeklinde düzenlemeler yapması gereken işletmelere hatırlatmak lazım ki, iş yapmaya o kadar odaklanıp, düzenleme yapma konusunda bıçağın kemiğe dayanmasını beklemek, normalde basit pansumanlarla çözülebilecek sorunları çok büyük ameliyatlarla ancak çözülebilir duruma sürüklemek olabilir. Geç mühahale daha maliyetli, daha meşakkatli olabilir.

Örnekler çoğaltılabilir. Bıçak kemiğe dayanmasın, ilk fırsatta gerekeni yapın, hatta bıçak size hiç dokunmasın daha sorunları gerçekleşmeden görüp önleyebiliyor olun dilerim…

Toplam Okunma: 4379 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-11:41



Sayfa 1 / 6123456
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Giriş