Sayısal Dünya, Sözel Dünya

Kariyer, İŞ'te Hayat Yorum yok »

Aslında dünyada sayısal ve sözel kavramının karşılığı çok basittir, okullarda bu basitlikte değinilmesini öneririm;

Sayısal dünyada sadece sayılar vardır. Sayılar transfer oluyor, elden ele geçen bir
para yok, yalnızca banka hesabınızdaki sayıların değişimi oluyor, eksiye doğru(kredi kartı) artıdan azalan(mevduat hesabınız) artıya doğru(maaşınız, geliriniz, karınız, komisyonunuz vesaire…)

Yani gezinen şey sayılar. Hatta bazı ticari faaliyetlerde mal bile gidip gelmiyor, oda sayısal ifade edilebilen soyut bir varlık olabiliyor, ya da bir varlığın soyut karşılığının sayısal değeri olabiliyor. Hisse senedi gibi, devlet tahvili gibi, yine bankadaki bir altın karşılığı hesabınızdaki sayı gibi, bu derece sayısal yani :)

Ancak birde başka boyutu var ki ne para, ne sayıların gezinmediği ticari faaliyetler gibi. Sözel dünya işte buda. Sözlerin gezindiği, sözlerin sözde iş yaptığı dünya. Mesela “hallederiz” misali. Çekler vardır karşılığı sayılar bile yoktur bankalarda, çok, çok ileriye vadeli ve hatta sayılara yansımayan karşılıklı güven(!) üzerine kurulu sözel dünya. Ve sözlerden ibaret kalabilen dünya.

Okul dönemlerimizden sonra sayısal ve sözel anlamda bizi karşılayan dünya bir bakıştan böyle. Daha derinlemesine değerlendirmek konunun uzmanlarına kalmıştır…

Toplam Okunma: 620 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-04:11

‘Ver coşkuyu ver coşkuyu’ değil…

Eğitim, YÜKSEK Motivasyon 2 Yorum »
motivasyon1

YÜKSEK Motivasyon ile kişileri suni bir heyecana kaptırıp bir yerlere sürüklemek arasındaki farkı ayırt edemeyip bazen söylenenler olabiliyor. Hak veriyorum da hani. Henüz YÜKSEK Motivasyon farkını, YUKSEK Motivasyon adını ve enerjisini nereden aldığını bilmeme ihtimali olanlara…

Ve açıkçası bende çok rahatsızım bahsettiğim şekilde bir boş heyecana, bir rüzgara kaptırıp insanların sürüklenmesine. Ancak biz birer ot gibi davranırsak rüzgar estikçe boynumuzu eğeriz ne tarafa eserse… rüzgara kızmanın anlamı yok, her şeyi rüzgar sanmanın da…

Birileri sizi kendi hedefleri için coşturmaya çalışıyorsa, bu coşku ile bir şeyler yapmanızı istiyorsa, hatta yapmanız gereken şeyi size o söylüyorsa ve bu, coşkudan öte size başka bir şey de sağlamıyorsa… işte ona karşı dikkatli olun. Gaza getirmek bile değil çok daha tehlikeli bir şeydir bu.

Bununla birlikte gaza gelmeyeceğim diye de el freni çekilmiş vaziyette yaşamanın gereği nedir? Ben yapabileceklerini, hatta yapamayacakları durumda bile yapmak zorunda olduklarını bahsederim etrafıma, ama yapmak yapmamak onlara kalmış. Ne yapacakları ise zaten kendi enerjilerini harekete geçirdikten sonra enerjileri, heyecanları ve potansiyellerinden çıkaracakları bir cevap bence. Ama şuna kızarım elbette, şu ana kadar farkında olsak ta olmasak ta sürekli frenimize basılmış, bir şey demiyoruz da, ben bir coşkunun düğmesine basınca neden suçlu olayım.

Ver coşkuyu ver coşkuyu değildir YÜKSEK Motivasyon. Böyle bir gazı verdiğinizde kendinize o gazı birde alması vardır :)

Başarmaktan başka çaresi olmadığında insanın, ki bu mecburiyeti aslında kendi kendisine koyar insan, işte o zaman devreye girebilen, o zaman bir heyecan ile çok zaman akla sığmayan işleri halletmesini sağlayan ve işine yarayan bir farkındalıktır YÜKSEK Motivasyon.

Bir bilge dostumun ifadesiyle “daha ilk yenilgide pes edersen hayata kaderinin senin için sakladığı zaferleri yaşayamazsın…” yaklaşımının hemen her tökezlediğinizde zihninizde yankılanmasıdır YÜKSEK Motivasyon. Yada aynı dostun biri diğer tabiriyle “amaç uğruna sarf edilen çabalardan değerlidir, yollar dikenli bile olsa…” duruşudur. ‘iç konuşma özetleri ve düşünce notları defteri‘ nden ilham alabilecek kadar mistik tarafı olan, ulusararası çok katlı pazarlama ağlarından beslenecek kadar dışadönük ve katılımcı, meydan okuyacak kadar özgün ve asla sahiplenilmeyecek, sürekli geliştirilip paylaşılacak kadar zengin…

Ben yinede derim ki, kendinizin hızını kesmeyin, kendinize sınırlar çizmeyin, bilinciniz yada mantıklı zihniniz dirense bile bazen anlamını sorgulamadığınız heyecana, coşkuya bırakın kendinizi. Görün bakın zihniniz daha verimli çalışıyor olacak, sizin için daha fazla sorunu bertaraf edecek, daha fazla fırsat yakalayacak, daha verimli teneffüs edecek, yaktığınız havanın sonucunda ürettiğiniz varlığın kalitesi artacaktır :) Yalnızca nicel sonuçlar beklemenin de gereği yok, niteliğinin artmasına da çok büyük ihtiyacımız var…

Toplam Okunma: 701 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-00:26

Tanımak yada tanınmak, işte bütün mesele

Kariyer, YÜKSEK Motivasyon, insan kaynakları 4 Yorum »

Genellikle bir şeyleri elde edemediğimizde yada bir sonuca ulaşamadığımızda bunun bizim dışımızda etkenler tarafından olduğunu söyleyerek rahatlatırız kendimizi. Tanıdık usulüyle iş yapmaya, yaptırmaya o derece alışkın olduğumuzu da göz ardı etmeden ele alırsak konuyu, tanıdıklarımız olmadığı zaman bazı şeylerin zor ve hatta bir çoğumuza göre imkansız olduğu kanısına varır orada da öylece kalırız.

Şu bir gerçektir elbette insanın tanıdıklarının olması hem işinde hem kariyerinde hem kişisel hayatında birçok kolaylıklar sağlar. Hatta çok zaman tanıdıkları sayesinde kendi gayreti, çabası yeteneği, yetkinliği ve liyakati olmadan belli yerlere gelen, belli birtakım şeyler elde eden insanlara rastlayabiliriz. Bu rastlamak çok sıkta tekerrür edebilir. Bir başka yazımda bu tür tanıdıklar ile kişisel olarak oluşturulmuş etkin ve etik çevre(networking diye tabir edilen) arasındaki farka değineceğim. Ancak şu an tanıdıklarınızın sizi bir yere getirmesi yada tanıdıklarınız olmadığı için sizi bir yerlere getiremeyişine dönecek olursak, kendi adıma geliştirdiğim yaklaşımı paylaşmak isterim;

Tanıdıklarınız sizi bir yerlere getirebilir, ancak zirveye taşıyamaz. Sakin bir liman yada gölgede kalabileceğiniz uzun süre kımıldamasanız kimsenin seslenmeyeceği sizinde kımıldamak istemeyeceğiniz orta yollu bir duruma bir pozisyona sizi getirebilirler.

Ancak zirveye çıkmak, ancak ve ancak sizin kendi tanınmışlığınızla olabilir. Sizin kendinizi göstermeniz kendinizi benimsetmeniz öğretmeniz inandırmanız güvendirmeniz ve kişisel olarak bilinirliğiniz ile olacaktır.

Tanıdığınız yoksa tanınmışlığınız sizin elinizde diyorum ben buna. Tanındıkça tanıdıklarınız olacaktır, zihninizde kapalıymış gibi sandığınız kapılar bu tanınmışlıkla açılacaktır. Elbette ki bu daha etken daha proaktif bir uğraş demektir, ama bir bilge dostumun söylediği gibi “amaç uğruna sarfedilen çabalardan değerlidir…”

“Adamın olacak kardeşim” diyen anlayışa ise “Adamın yok ise, adam olacaksın arkadaş!” diyeceğim. Hem bakarsın adam oldukça ihtiyacın olan adamlara rastlama, destek alma ihtimalinde artacaktır…

Toplam Okunma: 957 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 19.06.2010-21:28

Bilgiden ziyade ilgi önemli

Eğitim, Satış ve Pazarlama - MLM 1 Yorum »

Etkili sunum eğitimleriyle yoğun olduğum dönemlerde öğrendiğim bir konu çok işime yaramıştır.

İnsanlar bizim ne bildiğimizden ya da ne kadar fazla şey bildiğinizden ziyade, onlarla ne kadar ilgilendiğimizi önemserler. O nedenle yoğun bilgi içerikli ve teknik sunumlardansa daha etkileşimli, daha dinleyici katılımı sağladığımız, daha muhatabı önemseyen ve onun ilgi odağında seyreden sunumlarımız daha verimli olmaktadır.

Birçok uzman kişinin dikkatinden kaçan bir konudur. Bilgiler yoğun olursa, aktaran çok bilgili olursa, derinlemesine ve ölüm vuruşu niteliğinde teknik bir sunum yaparsa karşısında kimsenin duramayacağı sanılır. Oysaki muhatabını dikkate almayan ve bilginin yanında ilgi ile süslenmeyen aktarımlar genellikle monolog olmaktan öteye gitmiyor ve verimli sonuçlar doğurmuyor.

Bu bir insan doğası eğilimidir. Bilgimize, hem de doğru olan bilginize, hem de çok olan bilgimize rağmen çok zaman kabul görmeyişimiz, dirençle karşılaşmamız genelde bundandır.

İnsanlar kendilerini önemseyen kişileri önemserler ve önemsedikleri kişilerin söylediklerini dinlerler, daha fazla duyarlar, daha fazla anlarlar, daha fazla kabul etme veya uzlaşma eğiliminde olurlar. Ve bunu belki çok zaman kendileri bile farkında olmadan yaparlar.

Nedeni ise, sanıyorum ki, ilerde daha uzun uzadıya değinmek istediğim, insanların duygusal varlıklar olduğu ve hislerinin etkisinde yaşadıkları gerçeğidir.

Toplam Okunma: 602 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 18.06.2010-20:13



Sayfa 10 / 12« İlk...6789101112
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Giriş