YÜKSEK Motivasyon nereden geliyor?

Eğitim, YÜKSEK Motivasyon 4 Yorum »

YÜKSEK Motivasyon şöyle başladı, aslında çok önceden vardı ancak şu olayla isimlendi benim hayatımda.

İşsiz ve hemen herkesin yaptığı türden işler yapmaya da niyetsiz olduğum bir dönemde güzel bir iş görüşmesi gerçekleştirdim, Türkiye genelinde bir yazılım şirketinin Genel Müdürlüğü ile. Bilgisayar mühendisi olmama istinaden, mülakat esnasında teknik ve teknolojik boyutlu bir yönetim işi önermeyi düşünürken firma üst düzey yöneticileri, bir uyanıklık yapıp bu kararı biraz ertelemek için kendime fırsat oluşturdum. Bana zaman vermeleri için onlara bir eğitim semineri düzenlemeyi ve bu seminer sayesinde benim seminer ve eğitim yetkinliğimi gözlemlemelerini ayrıca beni bir anlamda denemelerini önerdim. “Ne hakkında?…” sorusuna yanıt olarak kısmen bilinçsiz şekilde ağzımdan “Motivasyon” kelimesi çıkıverdi. Ve ihale üstüme kaldı. Bir şekilde kazandığım zamanı hem diğer iş görüşmelerimin neticelendirilmesi için harcamalı, hem de bu şirket personeline yönelik ve yöneticileri de etkileyecek bir “Motivasyon” semineri hazırlamam gerekiyordu.

Şükür ki öncesinde motivasyon teorilerinin anlatıldığı ama mevcut motivasyonumuzun bile sömürüldüğü bir çalışmaya katılmıştım ki en azından olumsuz referans noktam hazırdı. Ne yapmayacağımı biliyordum  :) ve elbette gerçekten motivasyon kavramının uygulanarak aktarıldığı ve yaşatıldığı birçok etkinliğe de katışmıştım ki, ne yapacağımı da büyük oranda biliyorum. Sadece biraz şekillendirip görücüye çıkacak hale getirmem gerekiyordu.

Hemen buna ek olarak, aslında adında hiç motivasyon kelimesi geçmeyen ama baştan sona kişinin performansını ve heyecanını artırmaya yönelik olan seminerler geldi aklıma. Üniversite yıllarında para kazanmak için, hem de öğrencilik yıllarına oranla çok sayılabilecek oranda para kazanmak için yaptığım ek iş esnasında, paradan çok bilgi, tecrübe ve yetkinlik kazanmıştım. Hemen bunlardan esinlenerek o şirkete eğitim hazırladım.

Hem personel açısından hem üst yönetim ve şirket sahipleri açısından ilgi çekici ve değerlendirmeye değer göründü ki ertesi hafta çalışmaya başladık ve kısa zamanda birçok bayilerine yönelik Türkiye genelinde YÜKSEK Motivasyon adı altında seminerler verdik. Verimli de oldu keyifli de. Zaten gücünü hem keyifli olmasından hem de verimli olmasından almakta. YÜKSEK kelimesine vurgu kısmını ise o dönem şirketin Halkla ilişkiler müdürüRamazan Kızılkaya ile kurduğum samimi dostluk sayesinde sağladık :)

Bir çaresiz(!) dönemde aniden aklıma gelen bir kaçamak fikir bugünlere kendini taşıdı benimle. Yine ara, ara fırsat bulup ta buna müsait gördüğüm bir kalabalığa seslenme fırsatı bulduğum anlarda bir yolunu bulup bir parça da olsa paylaşıyorum insanlarla. Ancak hedef çok büyük kitlelere ulaştırmak bu heyecanı, ve tabi ulaştırana kadar beslemek, büyütmek, olgunlaştırmak, yaşayan ve yaşatan bir enerji olarak muhafaza etmek

Toplam Okunma: 1106 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-06:53

İş’te beklemek

Proje Yönetimi, İŞ'te Hayat Yorum yok »
İş'te beklemek

İş'te beklemek

İş’te beklemek üzerine daha çok yazarız, ancak şimdi kısaca iş dünyasında sık rastladığımız bir işin başka bir işi beklemesine değinelim. Sık rastlanır, sık duyarız. Normaldir de aslında, eğer adına bir işin başka bir işi beklemesi değil de, işlerin birbirinin önkoşulu olması dersek.

“Ne oldu o iş?” yanıt şudur “şu işi bekliyor, bu işi bekliyor…” hatta bazen işi değil kişiyi bekler. Evet daha vahim olanı budur. Ama proaktif olmak gerektiği için, sormak lazım, “peki beklediğimiz işin bir planı, bir zamanı var mı?”

Yoksa eğer, neden bekliyoruz, gidip yapmalıyız, yaptırmalıyız. Beklediğimiz şeyin olmasını sağlamak için bir şeyler yapmalı ve takibinde kendi işimizi yapmalıyız. “Ya o işi yaptır ve işini yap ya da o işi bırak” diyorum ben kendime sık, sık. Kolay olmadığını da biliyorum. İşinizi yapabilmek için başka işlerin yapılmasını ve hatta doğru yapılmasını sağlamak adına sürekli hareket halinde olmanız, etrafınıza sürekli bir etki halinde olmanız ya da sizi aşan durumlarda sinyal halinde olmanız çok zaman sevimli bir durum olmayabiliyor. O nedenle “olmuyorsa bırak ifadesi bundandır”. Ama bırak kenara çekil, sende işini yapma anlamında bir bırak değil, işi bırak, tamamen bırak” :)

Yoksa çok bekleriz, çokta beklemişizdir belki şu ana kadar. Ancak sanıyorum ki hayat beklemek için değil, yaşamak için.

İş hayatı da öyle, beklemek için değil, iş yapmak, çalışmak, gelişmek için, kazanmak için Elbette beklenen zamanlar vardır ancak bu beklemek durmak, bir başka bekletene odaklanıp kalmak değil yine bir devinim içerisinde olmak şeklindedir. Hep bir kazanım odaklı hareketlilik içerisinde olmak gereklidir. Yoksa beklentilerle yaşarız, bekler öylece kalakalırız.

Toplam Okunma: 730 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 19.06.2010-10:28

Amaç başka Hedef başka olunca

Proje Yönetimi 1 Yorum »

Yine bir yönetim toplantısıydı…

Yönetim toplantılarında işi gücü bırakıp makale yazmak için konu, bilgi, tecrübe mi topluyorsun?

Toplantılardan alıp bize mi satıyorsun?

Ne işin var senin bu kadar yönetim toplantısında?

Daha da artırılabilen bu gibi sorular aklımıza gelebilir, gelsin gayet normaldir, ancak hemen hepsinin şimdi cevaplanamayacak olması da normaldir. Daha ilerde bazı konular olacak böyle rahatça diyemeyeceğiz ‘bir yöneticimizin şu sözü yada davranışı…’ yada ‘bir arkadaşımızın şu tutumu…’ diye, işte o zaman ‘günün birinde bir adam yaşarmış’, ‘çok eskilerde bir padişah varmış’ gibi ifadelerle aktaracağız paylaşmak istediklerimizi :)

İşte yine üst düzey bir yöneticim aslında aynı anlama gelen Amaç ve Hedef kelimelerine çokta yerinde olacak şekilde iki farklı anlam yükledi.

Bir iş bir çalışma bir proje için amaç dediğimizde hem bu işin bu projenin bu çalışmanın neden yapılması gerektiğini, gerekçesini ve bunun yapılmasındaki gayeyi ulaşılmak istenen sonucu maksadı kastetmiş olmaktayız. Açarsak bu işi neden yapıyoruz, yaptığımızda sonuçta ne elde edeceğiz hangi derde çare olacak vesaire.

Benzer şekilde bir iş bir çalışma bir proje için hedef dediğimizde ise yaptığımızda bitirdiğimizde ulaşacağımız sonuç, elde edeceğimiz şey kastedilmekte. Amaç için neden, hedef için ne sorularının yanıtlarını vereceğiz yani.

Bu tanımlamalardan sonra hemen eklendi “hedef amaca birebir eşdeğer olmalıdır, amaca uygun olmayan hedef ya amacı karşılamaz yada amaçtan sapmaya neden olur belirli oranda boşa çalışmadır”

Konu ile ilgili güzel bir örnek zaten aynı yönetici tarafından gerçekleştirilen bir çalıştay esnasında daha fazla farkındalık yaratacak şekilde gösterilmişti.

Basit bir yarışma. Katılımcılar 4-5 kişilik gruplara ayrıldılar. Her gruba ihtiyacı olabilecek çeşitli malzemeler verildi. Ve bu malzemelerin neden verildiğini ifade eden amaç anlatıldı. Öyle bir şey yapacaksınız ki olabildiğince uzağa uçacak. Amaç uzağa uçmak.Tabi şaşırtmak için herkesi tam bunu anlatırken perdede kağıttan uçak resimleri falan gösterilince ve dağıtılan malzemelerin içerisinde büyükçe bir kağıt olunca doğal eğilim kağıt uçak yapmak oluyor. Yapıştırıcı, makas ve diğer malzemeleri kullanmakta gereksiz estetik ve mühendislik çalışmaları. Biz biraz tereddüt etmekle birlikte önermeler arasında uçak olacak diye bir ifade olmadığını ve hatta çok fazla gereksinimde olmadığını tek amacın uzağa uçmak olduğunu fark edince bütün malzemeleri(makas dahil) kağıtla sarıp güzelce yapıştırıp tek bir kütle haline getirdik. Elbette projeleri sunarken de taş atar gibi fırlattık. Bir başka grup ise yine uçak olmayacağını fark edip birazda işe inovasyon katıp çocukken yaptığımız gibi tüplerin içinden üflenerek uçan kağıt honi yapmışlardı bizde onları tebrik ettik.

Yöneticinin vermeye çalıştığı ve çok zaman sonra bir başka toplantıda yeniden gündeme getirdiği konu gayet basit ancak sık düştüğümüz bir hata durumu. Amaç ne? Bunu bilip yalnızca buna odaklandığı zaman proje ekibi ve proje yönetimi, vardıkları yer ile varmak istedikleri noktanın aynı yer olması güzelliğini yaşayacaklardır. Elbette çalışma esnasında amaçla ilgili değişiklikler gelebilir, bunların kabulu oranında hedefte değişiklikler olabilir, bir kısmı olmaması gerektiği için geri çevrilebilir, ancak gözden kaçırılmaması gereken şudur ki, hedeflediğimiz şeyler amaçladığımız şeylerle örtüşmelidir…

Toplam Okunma: 998 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 19.06.2010-16:38

Boğayı yemek!

Proje Yönetimi, İŞ'te Hayat 1 Yorum »
boğa yemek fil yemek

Bir yönetim toplantısıydı, konu her ne kadar Proje Yönetimi olsa bile verilen örnekler bütün yönetim alanlarına ve hatta profesyonel iş yaşamının dışında özel yaşantımızda bile göz önünde bulundurmamız gereken güzel tespitler içeriyordu.

Oldukça üst düzey bir yöneticimiz işi yenilir yutulur lokmalara bölme konusunda farkındalık yaratmak için bir fili nasıl yiyeceğimiz örneğini vermişti. Güzel bir örnek olmakla birlikte fil yiyen bir toplum olmadığımız için yabancı bir hava oluşturmasın diye ben kendi notlarıma bunu bir boğayı yemek olarak aldım ve daha can alıcı olsun diye kendi tarzımca düzenledim.

Bir boğa yiyeceğiz, görevimiz bu. Farz edelim birkaç kişiyiz. Birlikte bir boğayı yiyeceğiz ve bu boğa şu anda canlı ve oldukça güçlü ve belki saldırgan. Eğer gidip birisi onu hayatta iken yemeye kalkar, bir yerinden ısırırsa  (tabi bu niyetle o kadar yaklaşabilirse) ısırdığı an hayatına bambaşka bir renk gelir :) daha fazla kişi olsak bile gidip oldukça cüsseli bir boğayı dişlemeye çalışarak bu görevi başarı ile sonuçlandıramayız.  Bu makul çözüm değildir.

Verilen örnekte işi doğru şekilde parçalamak, yenilir yutulur lokmalara ayırmak, belirli kontrol noktaları belirlemek, bu noktalara ulaşılıp ulaşılmadığını gözlemlemek, yeterince zamanda yeterince kaynakla çok büyük bir iş bile olsa doğru şekilde yaklaşımla başarılabileceğinden bahsedilmekteydi.

Konu fazlasıyla derinleştirilebilir, ama ben en basitinden bir ifadeyle önce doğru yaklaşım-boğayı canlı iken ve pişmeden dişlemeye kalkmamak gibi- sonra işi parçalara ayırmak yöntemiyle işin büyüklüğüne bakılmaksızın üstesinden gelinebileceğini belirtmek isterim.

Toplam Okunma: 1034 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-04:14



Sayfa 11 / 12« İlk...6789101112
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Giriş