Gülümseyin… Çekiyorum…

Liderlik Yöneticilik, Proje Yönetimi, Sunum Teknikleri, İŞ'te Hayat Yorum yok »

gülümseyin çekiyorum, projelerin fotoğraflarını çekmek, anın fotoğrafını çekmek, raporlamakBir durumun fotoğrafını çekmek gerektiğinde sadece gülümsemekle de kalmaz allayıp pullayıp durumu olduğundan çok farklı sunma çabası içine girdiğimiz olur mu? Olmaz mı!..

Bir eğitim esnasında değerlendirmekteydik, “Raporlama projelerin fotoğrafını çekmektir” şeklinde bir ifade geçmişti. Bende “gülümseyin çekiyorum” demiştim ve notlarıma bunu yazarız diye kaydetmiştim.

Durum şu ki, konu raporlama olduğu zaman iyimserlikten öteye gidip durumu çarpıtmak konusunda yeterince örnek görebiliriz etrafımıza bakınca. Yani göstergeleri evirip çevirip kırmızıdan yeşile çekeriz, bir şekilde ve bu fotoğraf gerçeğin tam da kendisini yansıtıyormuş gibi davranırız. Bir anlamda bilgiyi cilalarken doğruluğunu zedelemiş oluruz.  Zaten bunu yapmıyor olsaydık, çok büyük bütçeler harcanmasına rağmen sonucuna ulaşılamadan çöpe atılan projelerle dolu olmazdı dünya…

Gülümsemek sorun değil de, doğal ve gerçek olan an ın, az biraz bozuluyor olması resimdekinin gerçekliğini azaltıyor. Projelerde raporlamanın bir maksadı da eğer gerçekten bir risk var ise buna dair önlem, problem var ise çözüm üretmek konusunda ilgilileri bilgilendirmektir. Çözüme davet etmektir. Muhakkak ki yaklaşım tamamen soruna odaklanmak, sorunu irdeleyip bunalım atmosferi oluşturmak, paydaşları bir çaresizlik hissiyatına sokmak olmamalı. Bununla birlikte kazanım odaklı, çözüm odaklı olmanın yanında gerçeği olabildiğince makul ve uygun şekilde resmedebilmek olmalıdır.

Çünkü projelerin fotoğrafları hatıra amaçlı çekilmez :) yani raporlardaki göstergeler her zaman iyi olacak diye bir beklenti içinde olmak proje yönetimi anlayışına terstir.

Tıpkı milyonlarca yıl öncesinde(!) ordularda denetlemeler döneminde, hemen her şeyi olduğundan çok daha iyiymiş gibi gösterip, denetlemeyi atlatınca bambaşka bir işleyiş ile devam edilmesi gibi. Bu tür denetlemelerin bazılarında askerleri, denetleme anında görünmeyecek yerlere götürdükleri oluyormuş, gerçeği yansıtan görüntü oluşturur diye midir artık bilinmez. Birde denetlemeyi yapan yöneticiler kendileri de aynı durumları zamanında yapmış kişiler olduğu biline, biline üstelik :) kim kimi kandırıyorsa artık. Şükür ki bu durumlar söylediğimiz gibi milyonlarca yıl öncesinde kalmıştır…

Belki raporlama, denetleme gibi durumlara karşı algılarımızla ilgili sorun vardır, bu ayrı bir yazının konusu olabilir.

Şimdi ben diyorum ki projenin fotoğrafını çeken ve gösteren proje yöneticisinin gerçeği olduğu gibi gösterebilecek ve arkasında durabilecek cesareti olmalıdır. Tabi işini hakkıyla yapıyor ve işini hakkıyla yapan bir ekiple çalışıyorsa. Fotoğrafı inceleyen, kendisine raporlama yapılan üst düzey yöneticilerinde gerçeği olduğu gibi görmeye tahammülü ve yapılacak bir şeyler varsa da yapmaya niyeti olmalıdır.

Yoksa diğer türlü, gülümseyin diyerek çekilen proje fotoğraflarını, bütün göstergelerin bir şekilde durumu harika gösterir hale getirildiği raporları gördükçe, gerçekten gülümsüyorum :)

Toplam Okunma: 924 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-11:53

Gidiş yolunu gitmesini bilene, Sonuç hediye…

Eğitim, Kariyer, YÜKSEK Motivasyon, İŞ'te Hayat 3 Yorum »

gidiş yoluna puan vermek, gidiş yolu, gidiş yoluna puan var mı hocam, sonuca giden yolÖyle bir yer var ki gidiş yoluna puan var, hatta gidiş yolunu anlayabilene, gidebilen herkese sonuç hediye…

Daha fazlasını söyleyeyim, hatalarımıza bile puan veriyorlar!

Nerede mi? Hayatta tabi ki, hayatın tam kendisinde…

Hayatınızı yaşayınız; onu evirip çevirmeyi, şekillendirmeyi, süslemeyi, misafir gelir diye, görücüye çıkar diye toparlayıp gösterişe getirmeyi bırakın, gidin-ya da gelin- hayatınızı yaşayın. Elbette kurallarınız olacaktır, bir miktar ölçüleriniz olacaktır ancak büyük kısmı içinizden geldiğince ve içine girebildiğiniz şekilde yaşanmalıdır.

Okuldaki gibi tek bir doğru, kati sonuçlar, puan verilebilir yada kırılabilir durumlar yoktur hayatta. Gidiş yolu önemlidir muhakkak hedef sonuca ulaşmak olduğu sürece ve sonuca da ulaşılabildiği sürece. Ama ulaşılamadığında da ulaşma gayreti ve doğru adımları atmış olmak her zaman öğretici geliştirici ve hizmet edicidir.

Okulda sonucu isterler. Hayatta ise sonucu herkes bilir önemli olan oraya ulaşabilecek adımları bilmektir ve uzun yolları aşılabilir doğru adımlara bölebilmek önemlidir. Hedef belirlemek ve hedefi ölçeklendirmek, ara kontrol noktaları ve ara ödüller koymak sonucu daha ulaşılabilir kılar. Yoksa sonuç yoktur.

Hedef yoksa başarı da yok, ödül yoksa başarı da yok. Ara hedefler, ara ödüller şarttır hayatta. Yoksa şu an olduğu gibi doğruyu bilen ama ona ulaşacak gücü, cesareti, heyecanı, güveni kendinde bulamayan yada yola çıkmayı bile anlamsız bulanlar çoğunluk olabilir.

Sigarayı bırakmak isteyip de bırakamayanlar, bırakmayanlar, kilo veremeyenler, ilişkilerini düzenleyemeyenler, işini kuramayanlar, arzuladığı hayatı yaşayamayanlar vesaire…

Bütün bunların bir nedeni de gidiş yoluna değil sadece sonuca odaklanmak ve sonuç ile şu an bulunduğunuz yer arasında bağ kuramamak, gidiş yolunu görememek ve gidiş yolunu önemsememek olabilir.

Okuldan farklı olarak, hata yapma korkusu içinde olmak yanlıştır hayatta. Ya da yüzde yüz doğru olmaya çalışmak ya da tam puan almaya çalışırken hiç bir hataya mahal vermemeye çalışmak anlamsız ve son derece körelticidir.

Bu konuda Uğur Özmen hocamın yazısına biraz ters bir çıkış yaparak kendisini de anlamsız tartışmaya çektim(hocam diyorum kendisinden blogu vasıtasıyla çok şeyler öğrenmişliğim vardır, ufkumu açmıştır çok zaman). Aslında ben de büyük oranda kendisine katılıyorum. Muhakkak hayat bahanelerle uğraşmaz sonuca bakar, iş dünyası da öyle. Dalgalarla ne kadar boğuştuğumuza değil, gemiyi limana ulaştırıp, ulaştıramadığımıza bakılır en nihayetinde.

Bununla birlikte benim tepkim okullardaki o, ‘gidiş yoluna puan vermemek için sonuca odaklanmak, tek bir sonuç oluşturmak hatta çok zaman gidilecek yol bile bırakmamak’ yaklaşımınadır. Hatta puan kırma anlayışı bile bana pek anlamlı gelmemektedir puan almanın anlamlı gelmediği gibi. Neden kırıyoruz ki. Biz yolu gösteremedik ise sonuca ulaşamayan mı suçlu? Hata yapmamak üzerine kurulu bir eğitim sistemi olabilir mi?

Yaptığı hatalar için puan kırmak yerine yapabildiği doğrular için puan verme eğiliminde olması gerekmez mi?

Bu tür bir eğitim sistemi insanları gerçek hayatta da hata yapmaktan korkan, denemeyen, denemediği için kazanamayan, sonucu bilen ama o sunuca ulaşamayan kişiler haline getiriyor diye düşünüyorum…

O nedenle diyorum ki “bu hayat sizin. Gidin hata yapın, gidiş yollarına odaklanın”. Gidiş yolları olan, hedefi gözünden kaçırmayan, o hedefe giden yolu erişilebilir adımlara bölen, takip edebilen ve esnek olan kişi, başarılı oluyor hayatta. Ve başarı belki de o gidebildiğimiz yollar ve giderken yaşadığımız tutku, kendine güven ve mutluluk

Toplam Okunma: 1065 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-11:53

Bir bilmeyene sormak!

Bilgi Teknolojileri, Eğitim, YÜKSEK Motivasyon 1 Yorum »

Bir animasyonu inceliyordu uzman ekip. Herkes bu animasyonun nasıl geliştirilmiş olabileceği konusunda çok teknik ve sofistik değerlendirmeler yapıyordu. Çünkü kendilerinden benzerinin yapılması isteniyordu. Ama aslına bakılırsa hepsinin gözünde iş o kadar zor ve büyük görünüyordu ki.

O esnada odaya bu konuları sadece kullanıcı boyutunda bilen birisi geldi ve aynı örneği o da inceledi. Diğerleri kadar teknik ve kavramlara hakim değerlendirememişti. Güzel olmakla birlikte basit buldu çalışmayı. “Müzik dinlemek için kullandığımız programın eklentilerinde buna benzer animasyonlar var, oradan rahatlıkla alınabilir” gibi bir yaklaşım gösterdi. Ve sorun çözülmüştü.

Doğru yaklaşımı işi bilenler değil bilmeyen kişi gösterebilmişti. Çünkü uzmanlar ellerindeki araçlar ve onların kabiliyetleri ve hatta o kabiliyetlerden kendilerinin hakim olabildikleri ile sınırlayarak düşünmekteydiler. İşi bilmeyen kişi ise herhangi bir araç bilmiyordu, o araçların neler yapabilecekleri ve neler yapamayacakları konusunda da pek bir fikri yoktu. Ama bu bilgisizliği sayesinde farklı bakış sergileyebilmişti ve uzmanların aradıkları sonuca ulaşmalarına yardımcı olmuştu. Elbette sonuca ulaştıran yine işi bilenler oldu ama bir bilmeyene sormak onları içine düştükleri girdaptan çıkarmıştı.

Bir çoğumuzun başına gelmiştir bildiklerimizin yapabilmemizin önünde bariyer oluşturduğu. Ve bunun çok zaman farkına varamayabiliriz de. Bildiklerimiz yüzünden, nelerin mümkün, nelerin mümkün değil olduğu konusunda kalıplar içerisine girmekteyiz çok zaman. Ve aslında çok yakınımızda olan çözümlere ulaşamadan kendi çıkmazımızda kaybolup dolanırız. İşte bu durumlarda, bir bilmeyene sormanın yararı olabilir.

Toplam Okunma: 2645 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-02:27

Başkalarının hatalarından dert almak!

Liderlik Yöneticilik, Satış ve Pazarlama - MLM, YÜKSEK Motivasyon 1 Yorum »

Bir yazım hatası değil, bir yaklaşım hatasıdır “başkalarının hatalarından dert almak”.

Gözlem için bir kafese 5 maymun koyarlar ve tırmanabilecekleri şekilde tavana muz asarlar. Doğal eğitim olarak maymunlar muza ulaşmaya çalışır. Ancak ulaşmalarına engel olacak şekilde şiddetli su saldırısına uğrarlar. Ne zaman yeltenseler aynı müdahale yine gelir. Hatta herhangi birisi ulaşmak istese ayırt edilmeksizin hepsine su ile müdahale edilir. Bu öyle acı verici bir müdahaledir ve defalarca tekrar etmiştir ki zaman içinde maymunlar muza erişmeye çalışmaktan vazgeçerler. Herhangi birisi durumu unutup muza erişmeye çalışırsa diğerleri ona engel olurlar. Ve maymunlar öğrenmiştir ki muzlara erişmek mümkün değildir.

Sonra kafesten bir maymun alınır, yerine durumu bilmeyen yeni bir maymun konulur. Bu maymun hemen muzlara erişmeye çalışır, ancak diğer maymunlar onu engeller. Şaşırmıştır. Anlam veremez. Ama her yeltenişinde kendisini öfke ile engelleyen diğer maymunları görünce o da anlar ki o muzlar erişilmek bu kafeste mümkün değildir. İlginç olan ise artık su ile müdahale etmeye gerek bile kalmamıştır.

Kafesten yine bir maymun alınır ve yerine durumu bilmeyen yeni bir maymun konulur. Bu maymun muza erişmek istediğinde su ile müdahale edilmesi durumunu bilen maymunlar ona engel olduğu gibi aslında olayı yaşamamış olan bir önceki yeni maymunda ona engel olur. Öğrendiği tek şey muzlara erişilmemesi gerektiği değil, erişmeye çalışan olursa ona engel olunması da gerektiğidir.

Kafesten teker, teker olayı yaşamış olan maymunlar alınarak yerine yeni maymunlar konmaktadır. Ve bir süre sonra kafeste su ile engellenme olayını bilen hiçbir maymun kalmamasına rağmen, her yeni gelen maymuna eskiler engel olur ve öğrenmesi gerekeni öğretirler :)

Başkalarının hatalarından dert almak işte aynen böyle olur. Başkalarının hatalarından ders alacağım diye başınıza dert almayın. Bazı konularda kendi hatalarınızı yapabilme fırsatını yaşayın. Herkesin kendine has dinamikleri olabiliyor, bir başkasının alacağı sonuç ile sizinki çok farklı olabilir aynı durum karşısında. Bu nedenle varsaydıklarımızın ne kadarının gerçekte var olduğunu sık, sık yoklamakta yarar var. Hatta bazen bir bilmeyene sormakta bile yarar var, bilmek yapabilmenin önünde engel olmaya başladığında.

Toplam Okunma: 2846 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-08:26



Sayfa 2 / 121234567...Son »
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Giriş