İnsanlar bizim ne bildiğimizden ya da ne kadar fazla şey bildiğinizden ziyade, onlarla ne kadar ilgilendiğimizi önemserler. Bu bir insan doğası eğilimidir. Bilgimize, hem de doğru olan bilginize, hem de çok olan bilgimize rağmen çok zaman kabul görmememiz dirençle karşılaşmamız genelde bundandır.
Uzmanlığımızdan, yetkinliğimizden, bilgimizden daha önemlisi ne kadar ilgilendiğimizdir karşımızdaki kişi ile. Biz ne kadar ilgi gösterirsek, önemsersek, saygı ile, merak ile, sevgi ile, destekleyici, heyecanlandırıcı, harekete geçirici, cesaretlendirici, katılımcı ve paylaşımcı olursak, o oranda anlaşılır, o oranda mesajımızı aktarabilir ve o oranda kabul görür olabiliyoruz.
Bu konudan daha önce bahsetmiştik, hatta bunu etkili sunum eğitimleri ile uğraştığım dönemlerde öğrendiğimize ve uygulayarak öğrendiğimize değinmiştik. Ancak ben bu konuya bir ekleme yaptım gözlemlerim ile.
Bilgimizden çok, ilgimiz önemsenir ancak daha önemlisi niyetimiz önemsenir. Yani bu ilginin ve ötesinde bilgi aktarmanın, ortak noktaya varmanın asıl amacını ve niyetin ne olduğunu önemser insanlar. İnsanlar ile ilgilenebilirsiniz, onları önemseyebilirsiniz ancak niyetiniz onlardan çok kendinize kazanç sağlamak odaklıysa bilgi de gösterseniz, ilgi de gösterseniz yetmez. Vahşi bir faydacılığın sevimlilikle maskelenmiş türüyse yaklaşımınız, hiç merak etmeyin bunun tepki görmesi ve dirençle karşılaşması da çok geç kalmayacaktır.
Bilgi, ilgi ve ortak kazanım (kazan/kazan) odaklı niyet bir arada olmalıdır ki, anlattıklarınız ile tesiriniz olabilsin muhatabınızın üzerinde, diye düşünüyorum.
Toplam Okunma: 908 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-06:09


Guncel Yorumlar