Bilgi önemli, ilgi önemli, Niyet daha önemli

Eğitim, Satış ve Pazarlama - MLM 2 Yorum »

İnsanlar bizim ne bildiğimizden ya da ne kadar fazla şey bildiğinizden ziyade, onlarla ne kadar ilgilendiğimizi önemserler. Bu bir insan doğası eğilimidir. Bilgimize, hem de doğru olan bilginize, hem de çok olan bilgimize rağmen çok zaman kabul görmememiz dirençle karşılaşmamız genelde bundandır.

Uzmanlığımızdan, yetkinliğimizden, bilgimizden daha önemlisi ne kadar ilgilendiğimizdir karşımızdaki kişi ile. Biz ne kadar ilgi gösterirsek, önemsersek, saygı ile, merak ile, sevgi ile, destekleyici, heyecanlandırıcı, harekete geçirici, cesaretlendirici, katılımcı ve paylaşımcı olursak, o oranda anlaşılır, o oranda mesajımızı aktarabilir ve o oranda kabul görür olabiliyoruz.

Bu konudan daha önce bahsetmiştik, hatta bunu etkili sunum eğitimleri ile uğraştığım dönemlerde öğrendiğimize ve uygulayarak öğrendiğimize değinmiştik. Ancak ben bu konuya bir ekleme yaptım gözlemlerim ile.

Bilgimizden çok, ilgimiz önemsenir ancak daha önemlisi niyetimiz önemsenir. Yani bu ilginin ve ötesinde bilgi aktarmanın, ortak noktaya varmanın asıl amacını ve niyetin ne olduğunu önemser insanlar. İnsanlar ile ilgilenebilirsiniz, onları önemseyebilirsiniz ancak niyetiniz onlardan çok kendinize kazanç sağlamak odaklıysa bilgi de gösterseniz, ilgi de gösterseniz yetmez. Vahşi bir faydacılığın sevimlilikle maskelenmiş türüyse yaklaşımınız, hiç merak etmeyin bunun tepki görmesi ve dirençle karşılaşması da çok geç kalmayacaktır.

Bilgi, ilgi ve ortak kazanım (kazan/kazan) odaklı niyet bir arada olmalıdır ki, anlattıklarınız ile tesiriniz olabilsin muhatabınızın üzerinde, diye düşünüyorum.

Toplam Okunma: 908 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-06:09

Zaman! Sorun buysa onu kullan!

YÜKSEK Motivasyon 2 Yorum »

‘Zaman! Sorun buysa onu kullan!’ derdi kendisiyle tanışmayı ender rastlanan fırsatlardan saydığım bir arkadaşım.

Gerçekten de haklıydı. Madem daha fazlasına ihtiyaç vardı, yada daha fazlasını kullanırsak kazanım sağlayacaksa, onu kullanmak gerekirdi elbette.

Günün büyük kısmının işyerlerinde geçtiği günümüzde eğer rahatsız ediyorsa bu dengeyi bozmanın yolu bile yine geriye kalan zamandan farklı bir çalışma için, B planları için, alternatif kazanımlar için kullanmak. Gerekiyorsa uyumak için, gerekiyorsa uykudan tasarruf ederek başka çalışma ve kazanımlar için. Ancak yitirmemek, yok yere tüketmemek, olabildiğince kendi yararımıza kullanmaktır zamanı, doğru olan…

Toplam Okunma: 2048 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-11:41

Neden leri olanlar, Nasıl ları bulurlar…

Eğitim, Kariyer, YÜKSEK Motivasyon 3 Yorum »

Tek cümleyle ifade etmek gerekirse, yeterince Nedeni olduğunda insan, Nasıl yapılacağının bir yolunu buluyor. Yeter ki Neden olsun, yeter ki Neden sorusunun yanıtı olsun içimiz de ve bu Neden olabildiğince güçlü olsun, olabildiğince…

İstersek soralım kendimize, şu ana kadar yaptıklarımız, başardıklarımız, vazgeçtiklerimiz, üstesinden geldiklerimiz, göze aldıklarımız, üstüne gittiklerimiz vesaire… Hemen hepsi için Nasıl olduğundan ziyade Neden sorusunun yanıtında yatmakta işin gücü. Neden okul okuduk ya da Neden okumadık. Neden evimizden sevdiklerimizden ayrıldık yeri geldi, Neden bazı zorlukları göğüsledik, Neden bazı şeyleri göze aldık, Neden çalışıyoruz halen bir şeyler için… Nasılları bir şekilde bulundu bir şekilde oluştu, ama bunlar için olan amacımız ve nedenlerimiz bizi getirdi hep bu noktalara. Elbette birde bu nedenlerin etkisiyle verdiğimiz irili ufaklı Kararlarımız. Ve ilerisi için yine temel kılavuz Nedenlerimiz…

Ve bu nedenler ne kadar güçlü ise, ne kadar derin ise, ne kadar güçlendirilmiş ise duygusal ilintilerimizle, mantık ötesi hislerimizle işte o zaman o derece güçlü oluyor Nasıl yapacağımızı keşfetmemiz, öğrenmemiz, fark etmemiz ve elde etmemiz. Çünkü duygusal ilintiler elbette çok daha etkilidir bizleri dürtülemek ve bir noktaya odaklamak konusunda. Farkında olsak ta olmasak ta bu Nedenler bizi gütmekte ve farkına varmadığımız duygusal ilintilerle örülmüş gücünü derinliklerden alan Nedenler taşımaktayız.

Bu Nedenleri ne kadar iyi belirler, ne kadar farkında olur, ve ne kadar kendi yararımıza kullanırsak o kadar çok Nasıl ın üstesinden gelebiliyoruz.

Özetle yeniden ifade etmek gerekirse, Nedenleri güçlü olanlar, Nasıl konusunda daha bir arayışçı, daha bir üstesinden gelici, daha bir YÜKSEK Motivasyon’ a sahip oluyorlar.

Toplam Okunma: 1665 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-06:09

Nasreddin Hoca ile başlangıç…

Eğitim, YÜKSEK Motivasyon 3 Yorum »
Nasreddin Hoca ile YUKSEK Motivasyon
Tam düşünüyordum ki burada bundan sonrasında paylaşacağım bilgi, birikim, tecrübe, duygu ve düşüncelere giriş anlamında ve nasıl bir üslup ile baş başa olunacağının bir göstergesi, ilk izlenim anlamında olacak ilk yazı ne olsun, ne hakkında olsun, nasıl olsun, Nasreddin Hoca yetişti imdadıma. Üstelik sadece kendisi değil oğlu ve eşeği de :)

Son dönemlerde genelde yabancı yazarlar ve yabancı öyküler hikayeler, yabancı kişisel gelişim yada yönetim terimleri, teknikleri karakterleri gelir aklımıza. Ancak ben bu paylaşım ortamında Nasreddin Hoca ya büyük yer vermek istiyorum. İlk örneği de şöyle veriyorum,

Kendin olmak, özgün olmak, işine amacına düşüncelerine odaklanmak ve iyi iş çıkarma gayreti içinde olduğun sürece etrafın olduk olmadık yönlendirmelerine yargılarına yanıltmalarına kulak asmamak adına güzel bir hikaye anlatılır;

Usta ressam öğrencisine ‘artık yetiştin, sende ressam oldun, git ve güzel bir tablo yap, sonra onu al kentin meydanına götür bırak, yanına birde kalem koy ve not bırak, insanlar yanlış olduğunu düşündükleri yerleri işaretlesinler notlar bıraksınlar eleştirsinler’ der. Genç ressam denileni yapar. Bir gün sonra ustası ile gidip resme bir bakarlar, her yerinde notlar, karalamalar, asıl resim görünmüyor bunlardan. Genç ressam üzülür, “henüz olmadım demek ki bakın resmimi kimse beğenmemiş” der. Usta ressam (Ferrari satıcısı tarzı) bilgeliğiyle hemen karar vermemesini söyler. ‘Şimdi aynı resmi yeniden yap, yine kendi bildiğin kendi düşündüğün gibi aynı ustalıkta yap, resmi yine meydana koy, yanına ise boş bir resim kağıdı koy ve boya fırça koy, bu sefer beğenmedikleri kısımları diğer kağıda kendilerinin çizmesini daha güzel nasıl olursa o şekilde yapmalarını belirten bir not yaz’ der. Genç ressam denileni yapar ve bir gün sonra giderler bu sefer kendi resmi bıraktığı gibi duruyor hatta diğer kağıtta olduğu gibi duruyordur- ben yine de o kağıdın boş kalmayacağını düşünüyorum ama :) – Ve usta ressam öğrencisine vermiş olduğu dersi izah eder, ‘ insanların geneli başkalarının yaptıklarını eleştirmeye, onun hakkında fikir yürütmeye hazırdır, yapılanı herkes eleştirebilir, ancak çok azı bu eleştirdikleri şeyin daha iyisini yapabilecek kişidir, o nedenle sen kendi doğrularını takip etmeyi bilmelisin, kendine güvenini asla yitirme!’

Şimdi gelelim Anadolu’ya. Hikayenin büyüğü burada. Nasreddin Hoca bir gün oğlu ile yolculuk yapıyordur. Eşeğe oğlunu bindirmiş kendisi yanlarında yürüyerek yola devam ederken karşılarına çıkan bir grup insan ‘ çocuğa bak ihtiyar babasını yürütüyor kendisi eşeğe binmiş gidiyor ne ayıp’ der. Hoca bu sefer çocuğu indirir kendisi biner eşeğe, giderlerken bir başka gruba rastlarlar onlarda der ki ‘ adam utanmıyor musun el kadar çocuğu yürütürken kendin eşek sırtında gitmeye’. Hoca bu sefer kendiside eşekten iner devam ederlerken bu kez bir başka grup ‘ arkadaş eşeğiniz var ne diye binmezsiniz sizdeki ne akıldır böyle’ der. Bu kez her ikisi de eşeğe binerler ancak yine bir grup insan söyleyecek bir şeyler bulur ve derler ki ‘ hiç mi insafınız yok arkadaş zavallı eşeğe ikiniz birden binmişsiniz’. Hoca bu kez oğluna döner der ki ‘bak evladım, bir tek eşeği sırtımıza almadığımız kaldı, onu da yapsak yine birileri laf eder emin ol’.

Hoca büyük insan, alim kişilik. Yeri gelir eşeğine ters biner kimseyi de umursamaz gibi görünür ama verdiği mesaj öğrettiği şeyler çok basit ifadelerle çok büyük anlamlar taşır. Sade ve zekice kendine has bir tarzı olan Nasreddin Hoca hikayelerini bu dönemlerde dünya çapında bazı kişilerde Yönetim Eğitimleri için değerlendirmekte iken bizler Hoca dan esinlenmezsek ayıp ve çok büyük kayıp olur diye düşünüyorum.

Ve ekliyorum, yeri gelecek eşeğe ters binmiş olabileceğim yeri gelecek eşekten inmiş yanında gidiyor olabileceğim ve belki öyle gerekecek eşeği sırtıma alıp yazıyor olacağım. O nedenle muhakkak mükemmel ve kusursuz bir çalışma olmayacak burası, zaten bu insan doğasına ters. Öyle çokta eğreti olmayacaktır elbet, özgün olacak diye hiçte şekline kulağa nasıl geldiğine bakmadan buraya çıkarmayacağız düşüncelerimizi, bununla birlikte kendine has olacağı için en az ben kadar hatalara açık olacaktır muhakkak. Bir o kadarda arkasında durulabilir nitelikte olacaktır elbet. Ve Nasreddin Hoca ile özdeşleştirilebilecek bir diğer şekli ise basit, hayatın içinden, gündelik ifadelerle ve gündelik örneklerle ve mümkün olduğunda gülerek güldürerek-zihnin en iyi kaldıraçlarından birisinden destek alarak yani- eğlenceli bir izahla ele almaya çalışacağım konuları…

Toplam Okunma: 2193 | Bugunku Okunma: 0 | En Son Okunma: 20.06.2010-06:09



Sayfa 9 / 12« İlk...6789101112
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Giriş